Kanaat Söyleşileri: Afrika’da İş İmkanları ve Türkiye

Bu hafta gerçekleştirdiğimiz Kanaat Söyleşileri programımızda İstanbul Medeniyet Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Ahmet Kavas konuğumuz oldu.

Genel Başkanımız Rasim Erdoğmuş’un yaptığı açılış konuşmasında, üyelerimizin Türkiye içinde olduğu gibi yurtdışında da yatırım yapma arzusunda olduklarını dile getirerek, programın bu yönüyle çok önemli olduğunu söyledi.

Başkan Erdoğmuş’un aılış konuşmasından sonra kürsüye gelen eski Çad Büyükelçisi olan Prof. Dr. Ahmet Kavas Afrika ile ilgili bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaşırken, Afrika’nın genel bir fotoğrafını ortaya koyarak, ekonomi alanında atılacak adımlar için bazı ipuçları verdi. Afrika insanını yakından tanıyan Prof.Dr.Kavas, kıtanın özellikle batı kaynaklı medya tarafından çok farklı yansıtıldığını örneklerle anlattı.

Prof.Dr. Ahmet Kavas’ın konuşmasından bazı satırbaşları şunlardı;

ANADOLU’DAN ÖNCE AFRİKA’DAYDIK

-20. Yüzyıl dünyasındaki Afrika algısı, yapay ve sömürgecilerin bir ürünü idi. Bunda ciddi anlamda başarılı da oldular. 868’de Tolunoğulları devletini Mısır’da kuran ilk Müslüman Türklerin mirası bin yıllık zengin bir geçmişe sahipti. Bu yok edilemezdi, sadece üzeri küllendi, şimdi atalarımızın insanlık adına tesis ettiği medeniyet yeniden canlanmakta. Afrika, Türkler için Anadolu’dan önce yurt edindikleri bir coğrafyadır. Uğruna yüzbinlerce evladını feda ettikleri, kıta yerlilerini kendi değerleri ile yaşatmak için mücadele ettikleri, ne insan gücüne, ne de yerel kaynaklarına el sürmedikleri bir kıtadır. Kısacası Afrika Afrikalılarındır. 16. Yüzyıl’da abluka edilen kıta 20. yüzyıla kadar sömürülememişse bunun yegâne sebebi, Osmanlıların zor zamanda yanlarında olmasıdır.
-“Türkiye” demek Osmanlı ile ifade edildiğinde bir anlam taşıyordu, 1990’lı yıllarda Mali ve Senegal’de bulunmuştum ve ülkemizin adını dahi bilen insan sayısı çok azdı. Medyada aylarca bir satır haber çıkmazdı. Ama Osmanlı deyince özellikle Müslümanların gözlerinin içi gülüyordu. Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin tek yönlü eksiği değil, sömürgeciler Osmanlı’nın varisi olarak onu gördüklerinden bu yeni ülkeyi her yerde unutturmak istemişlerdi. Belli bir oranda da hedeflerine ulaştılar. 21. Yüzyıl’ın ilk çeyreği artık hem bizim için, hem de Afrikalılar için geçmişin yeniden hatırlanması, özellikle yeni bir geleceğin inşası için fırsatlar doğuracaktır.
-Türkiye Afrika konusunda uzun yıllar çekingen davrandı. Hatta şu söz maalesef birçok yetkili ağızdan sıklıkla tekrarlandı: “Ne işimiz var Afrika’da. Fransa, Çin, ABD orada. Biz Afrika’da etkili olsak ne olur”. 54 kıta ülkesinin 39’unda faal büyükelçiliğimiz artık ciddi anlamda karşılıklı müspet etkileşim noktasında dikkat çekiyor. Diplomasimiz kıtanın tüm nüfusunun yüzde doksan beşine ve toplam yüzölçümünün de %98’ine hitap etmektedir. Tüccarlarımız kadar yatırımcı iş adamlarımız da Afrikalı muhatapları ile daha fazla iş imkânları aramaktalar. Artık kıtada sınırlı da olsa milyar dolarlık yatırımlarımız var diyebiliyoruz.
-Afrikalılar cehalette bırakılarak, iç savaşlarla boğuşturularak tüm değerleri çokuluslu şirketler tarafından acımasızca tüketilmektedir. Afrikalılar kaynaklarını hakkıyla değerlendirebilirlerse elektriksizlikten karanlıkta kalan Nijer, Çad, Mali değil Fransa, Belçika, İngiltere vs. olacak. Çünkü bugün Afrika uranyumu olmadan hangi Avrupa ülkesi elektriğini temin edebilir.

Prof.Dr. Ahmet Kavas’ın yaptığı konuşma büyük bir ilgi ile karşılanırken, programın soru-cevap bölümünde de üyelerimiz sordukları sorularla Afrika ekonomisi hakkında daha detaylı bilgi sahibi oldular.

Program günün anısına plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.