”Mukaddes Emanetlerin Hizmetinde Beş Asır” Paneli Gerçekleşti.

Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sabri Küçükaşcı, “Hilafet meselesine bakarken 4 halifenin muhacir özelliğini dikkate almazsak hilafet felsefesini, hilafetin ne anlattığını, Peygamber Efendimiz’in neyi tebliğ ettiğini ve devleti yönetenlerin Peygamber Efendimiz’i nasıl örnek almaları gerektiği hususunu anlayamayız.” dedi.

Fatih’teki Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde Önder İş Dünyası Sanayici ve İş Adamları Derneği (ÖNSİAD) tarafından düzenlenen ve oturum başkanlığını şair-yazar Ekrem Kaftan’ın üstlendiği “Mukaddes Emanetlerin Hizmetinde 5 Asır” başlıklı panelde konuşan Küçükaşcı, Hazreti Muhammed’in son peygamber olduğunu hatırlattı.

İslam Peygamberi Hazreti Muhammed’in vefatından sonra Müslümanların önüne hilafet sorunu çıktığını dile getiren Küçükaşcı, şunları aktardı:

“Medine’de siyasi yapıdaki liderliği devam edecekti. Sahabenin ileri gelenleri toplandı ve Hulefa-i Raşidin diye tabir edilen hilafet sistemini oluşturdu. Dört halifenin ortak özelliği, muhacirlerdi. Muhacir, Mekke’de her türlü taşınmazını bırakıp Mekke’nin fethinden sonra onlardan hak iddia etmeyen, Peygamber Efendimiz’in terbiyesinde yetişen ve en yakınında bulunan kimselerdi. Onun için Allah, Kur’an-ı Kerim’de sahabelerin içinde ilk sıraya Muhacirin’i, ardından Ensar’ı koymuştur. Hilafet meselesine bakarken 4 halifenin muhacir özelliğini dikkate almazsak hilafet felsefesini, hilafetin ne anlattığını, Peygamber Efendimiz’in neyi tebliğ ettiğini ve devleti yönetenlerin Peygamber Efendimiz’i nasıl örnek almaları gerektiği hususunu anlayamayız.”

Küçükaşcı, biat etme geleneğinin ilk olarak Medine-i Münevvere’de başladığını anlatarak, Hazreti Ebubekir’in halife seçildikten sonra herkesten umumi biat aldığını ifade etti.

Gerek siyasi şartlar gerekse yanlış yapılan işler ve meşru halifeyi tanımama gibi durumların hilafeti saltanata dönüştürdüğünü kaydeden Küçükaşcı, hilafetin saltanata dönüşmesiyle Emeviler’den itibaren saltanatın içinde bir bölüm olarak kalmayı sürdürdüğünü söyledi.

Küçükaşcı, halife olduktan sonra biat edilme adetinin bulunduğuna işaret ederek, kutsal emanetler İstanbul’a geldikten sonra Osmanlı padişahının tahta çıktığı zaman ilk biatını Hırka-i Saadet odasında Hırka-i Şerif’in ve Hazreti Peygamber’in Liva-i Saadet’inin yanında aldığını kaydetti.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Araştırmaları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kala da İstanbul’un Hilafet ve Mukaddes Emanetler için önemini anlattı.

Prof. Dr. Kala, İstanbul’un yüzyıllar boyunca dünya Müslümanlarının başkenti olduğunu hatırlatarak, dünyanın farklı bölgelerinden ve Orta Asya’dan İstanbul’a gelen hacı adaylarının, aynı zamanda Halife olan padişahı ve İstanbul’daki önemli ziyaretgahları ziyaret ettikten sonra Surre Alayı’na katılarak hacca gittiklerini belirtti.

İstanbul’u ve Halife olan padişahı ziyaret için İstanbul’a gelen Müslümanların ağırlanması için çok sayıda tekkeler inşa edildiğini aktaran Prof. Dr. Kala, bunlar arasında Özbekler Tekkesi’nin en çok bilinen tekke olduğunu sözlerine ekledi.

Panelde, Önder İş Dünyası Sanayici İş Adamları Derneği (ÖNSİAD) Genel Başkanı Rasim Erdoğmuş ile ÖNSİAD Genel Başkan Vekili Hasan Gökçeoğlu da açılış konuşması yaptı.